Lorien’in Ağıtı

"Glaurung over misty fields" Midjourney ile yapt(ırd)ığm bir görsel

Bu kısa hikayeyi, 2002-2003 gibi, hiç bir ilgi, alaka, uyumluluğum olmayan bir işte çalışmaya çalışırken sıkıntıdan öldüğüm bir ortamda yazmıştım 🙂 19-20 yaşlarında olmanın “ergenyusluğu” içinde olduğu gibi, pek dokunmadan paylaşmak istedim burada. Ergenyus Ben’i de kabul ediyor, insan yerine koyuyorum efendim 🙂 Belki siz de kendisinde, ya da daha doğrusu yazdığı bu hikayede sevimli bir şeyler bulabilirsiniz, kim bilir?

Oturup şöyle hüzünlü, enstürmental bir müzik açın,(Enya-Lothlorien bile olabilir). Sonra oturduğunuz, çalıştığınız, sıkıldığınız yerin bir zamanlar Lothlorien olduğunu hayal edin; Azametli ağaçları, şehrin ağaç surlarını, fletleri, su fıskıyelerini, Galadriel ve Celeborn’un sarayını ve tabii ki zarif elfleri… Bir zamanlar ağaç tepesi olan apartman tepesine tüneyen kartalları, asil çığlıklarının Lorien’in ağıtlarına karışmasını. Luthien ve Beren’in karşılaştıkları yeri. Yerde güz yaprakları ve yanlızca orada yetişen renklerdeki çiçekleri. Bir an Ormanın beyi sizi asırların bilgeligi ve zarafetiyle karşılasın, Ormanın hanımı ruhunuzun derinlerine bakarken elinizde olmadan başınızı eğin.

İnsan daldıkça sanki müzikle birlikte durduğu, <bir zamanlar Lorien olabilecek yerin> dekoru da bir hüzünle kaplanıyor. İşte önümdeki koltukta Lorien’li elflerden birinin hayali yaşlı gözlerle belirdi. Yüzü binyıllarla öyle anlamlı bakıyorki bu elem ifadesini bizim dillerimizle anlatmama imkân yok(bana bakarken sanki içinde biraz da acıma mı var ne?). Sandalyelerin tahtaları birleşip ulu bir ağacın görüntüsünü canlardırdı. Dinlediğim müziğin ezgisini kulağıma okşayan bir meltem taşıyor, sanki rüzgâr bile canlı. Ofisin görüntüsünden son kalan yapma çiçeklerin önünde eğilen elf hanımının sade, saf güzelliği öyle ki hayal edemeyeceğimiz hüznü bile onu güzelleştirmekten başka bir şey yapamıyor. Abartısız ve sade ama gördüğüm en güzel kadınların onun önünde eğilmesi gerekir. Onun göz yaşları yapma çiçeklerde çiye dönüşürken çiçekler gerçek birer Lothlorien çiçeği oluveriyor gözümde. Yanımdaki yüzme havuzunun suları isyana katılıp çağıldamaya başlıyor, müziğin başka tonu olarak akarlarken ben Lorien’in yasak deresinin berrak sularını izliyorum. Bu hayallerin hiç biriyle gözlerimi kaçırmadan bir saniyeden fazla göz göze gelemiyorum. Sonra şarkının tonu değişiyor, hepsi ani bir haber almışçasına toparlanıp batıya doğru yürüyorlar, rüzgârda batıya dönüyor. Su çağıldamıyorda ağlıyor sanki. Bir anda elflerin hayalleri gözümden solarken Arwen siyahlar içinde yalnız başına ormanın en ulu, kadim ağacının önünde durup bana dönüyor. Paralize olduğumdan bakışlarımı çekemiyorum. Gözümün önünde Arwen hızla yaşlanıyor, kapkara saçları Moria gümüşüne dönüyor. Mavi gözleri en sonunda bana buz rengiyle son bir bakıp kapanıyor. Ağıtlar…, hiçbir ses alelade değil, bu ormanın son ağıtı, her çıtırtı bir nota. Son yapraklar üzerine yığılıp örtüyor onu.

Elflerin vakti geçti, tüm diğer ırkların da, Orta Dünya’da 3. çağ başladı, pek çok başka çağ kapatacak insanların çağı. Yavaşça ormanlar soldu, kesildi, yakıldı. Sauron bile daha fazla saygı gösterirdi Lorien’e, hatta Morgoth bile. Denizler kirlendi, kartalların gökleri zehirlendi. Bir tek dağlar kaldı direnç gösteren, bir zamanki dayanıklı cücelerin dağları. Ama “insanlık” onlara da bir “çare” bulur nasılsa, “gelişme” adına(bizim evin arkasındaki dağa 800[sekiz yüz] villa yapılacak, gerçekten!). Belki de bize ork kanı bulaşmış. İnsanlık dediğimiz şey ise eskilerde Minas Tirith’in yükseldiği yerde Kral Elessar ile yatıyor.

Belkide elfler hala dağların eteklerinde şarkılarını söylüyorlardır geceleri. Belki gri pelerinleriyle kendilerini bizden sonsuza dek gizleyip izole ediyorlardır(ne kadar da haklılar değilmi?). Belki cüceler artık dağların derinlerinden hiç çıkmıyordur. Artık balroglardan endişelenmelerine gerek yok, onlar yukarıda, bizim aramızda nasılsa. Gerçi şu sekiz yüz villa yapılırken biraz başları ağrır ama! 

Hayal bitti mi? Şimdi de “Blind Guardian – Imaginations from the other side’ı” ve “A past and Future Secret’ı” dinleyin, bir kaç kez hatta.

Kimbilir belki Lorien için ağıt yakan elfleri <bir zamanlar orası olabilecek yere> bakarken hâlâ duyabiliriz.

(Beklenmedik bir şey olur ve Winamp’ta hiçbir diskte olmayan bir şarkının adı belirir: “Eldar-Lorien”)

20 yıl sonra yazar notu: dağa 800 villa? Ahahahah ne o dağlar ve tepeler, ne de o evin etrafı tanınacak halde, yıllar önce oraları son gördüğümde neredeyse hiç bir yeri tanıyamadım. Oradaydım, ve artık orası yok.

Bir Cevap Yazın

Erdeniz'in İncileri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin